Ana Sayfa >> Donanım >> İnceleme >> U2

GİRİŞ
Gönlünce yaşamak için iyi bir zamandayız. Sadece 120 kanallı TV'mizi godiva çikolataları yerken ,koltuğumuza yaslanarak seyretmek için değil. Bunun yanında  safkan, itaatkar ve eğitilmiş bir midilliye binmek gibi mükemmel orta seviye kanatlardan birini seçebildiğimiz için şanslıyız.Bu kanatlar en üst sınıf topless kanatlardan azıcık bir basamak geride. Kingpost eklenmesiyle, düşük ağırlığı ve düşük fiyatlarıyla, kullanımdaki kolaylığı için hafifçe azaltılmış performanslarıyla tasarımcılar bu kanatları üretmeyi başardı.
WW diğer kanat modelleri ile birlikte U2'yi de sundu. Biz pilotların bildiği üzere bu saygıdeğer firma başından beri bir değişim içinde. Bu firmanın Sport modellerinin varyasyonları ile uçan herhangi bir pilot intermediate kanadıyla  iyi başarılar elde etti. Ancak çağımızda ve , rekabetçi ve  sürekli gelişen bu pazarda hiçkimse eski başarılarla  tatmin olmuyor. Çıta,  mükemmellik için hiç bitmeyen araştırmalarla biraz daha yükseldi.
WW U2'nin karşılaştırması nasıl olacak ? Bu soruyu cevaplamak için yola çıktığımda ww'in kilit adamlarından Rob Kells ile Newyork'da Rochester yakınlarındaki Finger Lakes Aerosports parkında geçen sonbahar buluştum. Kapsamlı birkaç uçuştan sonra, evsahibi diğer kanatlarla, dağınık ve farklı tipte birçok termallere giriş çıkışla beraber düşündüm. Cevabım: çok hoş ve memnuniyet verici

GENEL GÖRÜNÜŞ

U2'nin genel görünüşüne bakıldığında dikkati çeken ilk şey kavisli kanat uçları. Topless kanatlardan çok ,yeni nesil intermediate kanatlara kıvrımlı uçların konulması  bu kanatları, kontrol ve performansın ideal kombinasyonu haline getirmiştir. Düz uçlu topless veya kavisli intermediate.  ikisini eşit varsaysak, ben kavisli olanı tercih ederdim. Belki de kavisli aşığı olmamdandır. Bu kanat şeklinin kafamda yarattığı ifade, şehvetli, zarif ve kuşa benzer olması.

Fotoğraflarda kolaylıkla görüldüğü gibi U2 kingpostlu bir kanat. Tasarımında düşük ağırlık geleneği devam ettirilmiş. İlginç bir durumdur ki saplantılı ve hırslı yarışçılar, ufak bir performans artışı için 5-8 kg'lık bir yükü kanada eklemeye dünden razılar. Yukarıda bahsettiğimiz bu husus kanat seçiminde bazı  prensipleri anlamınızda işinize yarayacaktır. Kingpost ve üst gergi telleri yüzünden , cross bar ve merkezi borular negatif G'de kanadı desteklemek için yeteri kadar dayanıklı olmayabilir. Bu yüzden cross bar için karbon yerine makul, hafif bir aliminyum boru kullanılabilir. Hafif ağırlık bazen kanat kontolünü kolaylaştırır.

Topless ve hatta rijit kanatlardaki gibi U2'de  kanattaki bükülmeyi minimumda tutmak için , kanadın her iki yanında 2 sprogs kullanmış, Sonuç ise daha az sürüklenme ve belki de daha fazla pitch stabilitesi. Kanadın ağırlığı bir problem olabilirdi ancak U2 , sınıfındaki diğer kanatlara oranla  önemli ölçüde daha hafif.
    Genel tasarımcılar ve özellikle Wills Wing'in performans ve ağırlık koşulları altında, yıllar boyunca öğrendikleri birçok küçük detaya ve bu detayların avantajlarıyla daha etkin kanatlar ürettiklerini düşünüyorum.

Eğer kingpostu gözardı edersek U2'nin görünüşü ,WW'in popüler topless kanadı T2'ye çok benziyor. Ancak kanat genişliği T2 kadar geniş değil. VG kullanımında cross barın boyutunun değişmemesi nedeniyle, kanadın burun açısı değişimleri T2'deki kadar iyi değil.(Çok gergin VG ayarları cross bardaki basınç yükünü arttırıyor) Bu küçük modifikasyonların sonucu ise çok iyi bir  kanat kontrolü ile termal hızlarda herhangi bir topless ile eşit performans. Zaten etkin ve iyi bir termal uçuşun iki gereksinimi düşük hız ve iyi kontrol. Orta seviye bir kanat alırken beklentiniz termalin en üstünde süzülmek olabilir ancak Golden Eagle Awars XC şampiyonasına katılmak olmamalı.

DETAYLAR
Şimdi teleskopu bırakıp mikroskobu alalım. Kanada ve WW'in dokunuşlarına bakalım. Kanadın alt yüzeyine ve yan trapezin bittiği noktaya baktığımızda alt yüzeyin geriye doğru devam ettiğini ve askı kayışını sardığını görüyoruz.  Trapezlerin üst kısmı ile, görünmeyen mekanik bileşenler türbülans yaratma tehlikesi taşır. Bu kanadın alt yüzeyi, uçuş öncesi  kanadın iç kısımlarına rahatlıkla gözatabilmeniz için bir fermuarla kapatılmış.  Hatta bu bölümde öğle yemeğinizi saklamanız bile mümkün görünüyor. Şimdi kanadın firar kenarına ve baten bitimlerine bakalım. Baten sonlarındaki yeni tasarlanmış manivela sistemi parmaklarımızı zorlamadan, sıkıştırmadan,  batenleri kanada rahatlıkla sokmamızı ve kanat içindeki batenleri en az efor ve hata ile germemizi sağlıyor. Bu sistem U2'deki güzel bir yenilik olarak görünmekte.
U2'nin donanımı, WW'in önceki ürünleriyle karşılaştırdığımızda daha birçok yenilik içeriyor. En açık örneklerden biri, kendi sınıfındaki kanatların aksine standart gelen yeni tasarım trapezi. Alt trapez aliminyum ve T2 modelinde kullanılanın aynısı. Kolay tutuş sağlayan ve hoş bir gövde tasarımına sahip slipstream olarak da bilinen 2.5" lik yan trapezler.  Makina tasarımı  yuvarlatılmış aliminyum ve minimum drag için yeniden tasarlanmış trapez köşeleri dikkati çeken yeniliklerden bazıları.
Bahsedeğer ve önemli diğer yenilik ise yeni yelkenbezi yapısı ve geri çekme sistemi. Yelkenbezi ana gövdede Hydranet ve hücum kenarlarında Myler'a geçiş yapıyor. Geçişteki bu basamak kumaş yapısı uzun ömür ve dayanım sağlıyor. Daha hafif ve topless kanatlardaki Myler'a göre daha küçük katlanabilir yapısıyla kullanıcıya kolaylık sağlamış.
Geri çekme sistemi ise geçmişte Icaro'nun bir benzerini kullandığı ve belki de en kolay metod olacak kilitleme mekanizması. Gergi tellerini kanadın önüne ve kuyruğuna takarken ve çıkarırken kayarak kilitlenen butonlar, kanadın kurulum ve sökülmesi sırasında kolaylık sağlıyor.
Tüm bu detayları gözünde bulundurarak WW'in gerçekleştirdiği bu donanımdan dolayı kutluyorum ve tüm bu detayların mükemmel olduğunu düşünüyorum. Detaylardaki bu dikkat, benim yıllar sonra öğrendiğim, iyi görünen ve iyi hissettiren şeyler.

U2 incelemesi devamı..Sayfa2

Myler
Hydranet


 
 
 
 
U2 incelemesi devamı..Sayfa2